ATASÖZLERİ & DEYİMLER

Ana Sayfa

K

 
Kabahat (suç) öldürende değil, ölendedir. (Kabahat ölende mi, öldürende mi?)  Kimi zaman kabahat ölendedir. Çünkü sözleriyle, davranışlarıyla karsısındakini adam öldürecek kadar sinirlendirmis, kıskırtmıstır. 
Kabahat (suç) samur kürk olsa kimse sırtına (üstüne) almaz. Kabahat; kınanan, cezalandırılan bir davranış olduğundan hiçbir kimse onu ben yaptım demez. Krs. Suçu gelin etmisler... 
Kabahat ölende mi, öldürende mi?  Bkz. Kabahat öldürende değil...
Kabiliyetli çırak ustayı geçer (ustadan usta olur.)  Bunun ustası falancadır. Bu, ona yetisemez dememeli. Yetenekli çırak, ustasını geçer. Böyle olmasaydı hiçbir dalda ilerleme olmazdı. 
Kabul olunmayacak duaya amin denmez.  Gerçeklesmesi olanaksız girişime oy vermek doğru değildir.
Kaçan balık büyük olur. (Kaybolan koyunun kuyruğu büyük olur.) İnsan, elden kaçırdığı küçük bir fırsatı gözünde büyütür; onun çok önemli olduğunu söyler durur. Krs. Kel ölür sırma saçlı... 
Kaçanı kovmazlar (kovalamazlar), yıkılanı vurmazlar.  Düşman kaçarsa yenilgiyi kabul etmiş demektir. Onu kovalayıp ezmeye çalışmak mertliğe yakısmaz. Yıkılanı, güçsüz olduğunu göstereni vurmak da böyle. 
Kaçanın anası ağlamamıs.  Kavgadan ve saldırıdan kaçan kimse, canını kurtarmış ve annesinin ağlamasına yol açacak bir olaya meydan vermemis olur. 
Kader olmayınca kadir bilinmez.  Kişi talihsiz ise, ne denli iyi bir insan olursa olsun, değeri bilinmez. 
Kadı anlatısa göre fetva verir. (Anlatısa göre verirler fetvayı).  Haksız kişi, olayı kendisini haklı gibi göstererek anlatırsa, dinleyen ona hak verir. Bu kişinin haksız gösterdiği kimşeyi de haksız bulur. 
Kadı ekmeğini karınca yemez.  Yargıcın malına kimse dokunmaz. (İki nedenlSuçluyu o yargılayacaktır. Krs. Davacın kadı olursa yardımcın Allah olsuKadılar rüsvet almak, haram yemek, zulmetmekle ünlüdür. Mallarına, ekmeklerine çok haram ve gözyası karışmıstır. Böyle bir ekmeği karınca bile pis sayar, zehirli bulur.) 
Kadın erkeğin seytanıdır.  Bkz. Erkeğin seytanı kadın. 
Kadın kocasını isterse vezir, isterse rezil eder. (Kocasını vezir eden ile rezil eden de karışıdır.)  Akıllı ve tutumlu kadın kocasının saygınlığını da mal varlığını da artırır. Oynak ve tutumsuz kadın da kocasını toplum içinde küçük düsürür; yoksulluğa sürükler. Krs. Erkek sel kadın göl. 
Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır.  Kadın, kocasının çıkarıp attığı çarık gibi terk edilebilir bir durumdadır. Ama annesi onu her zaman baştacı eder. Krs. Önceki çarığı... 
Kadın malı, kapı mandalı.  Bkz. Avrat malı, kapı mandalı. 
Kadın var arpa ununu as eder; kadın var buğday ununu kes eder.  Bkz. Eti ciğer eden de avrat, ciğeri et eden de. 
Kadının (cahilin) sofusu, seytanın maskarası.  Sofu kadınla seytan alay eder. Çünkü böyle kadınlar, evleriyle ilgilenmezler, islerini güçlerini bırakırlar. Bu biçimsel ibadet yüzünden gerçek ibadetlerini yapamazlar; yani evlerine, ailelerine bakamazlar. 
Kadının fendi erkeği yendi.  Kadınlar kurnazlıkta erkeklerden üstündürler. Çesit çesit oyunlarla her zaman erkekleri yenerler. 
Kadının samdanı altın olsa mumu dikecek erkektir.  Kadın ne denli bol, değerli çeyizle gelirse gelsin evin bütün eksiklerini erkek sağlar; giderlerini erkek karsılar; evi o geçindirir. 
Kadıyla mı iyisin, kapıyla Kapıyla.  İsini istediği biçimde sonuçlandırmak isteyen kişi, yüksek yetkiliden çok, onun buyruğu altında çalışan görevliyle uyusmalıdır. Çünkü kararı hazırlayan odur. Yüksek yetkili sadece imzalar. 
Kalaylı bakır küflenmez.  Temizliğini herkesin bildiği kişi ve is lekelenemez. Krs. İt değmekle..., Köpek sürünmekle... 
Kalb kalbe karsıdır.  Bkz. Gönülden gönüle yol vardır. 
Kalbin yolu mideden geçer.  Bir kimsenin sevgisini kazanmak isterseniz ona sölen verip güzel yiyecekler sununuz. Krs. Erkeğin kalbine giden yol mideden geçer. 
Kaldın mı oğul eline, müdara eyle geline.  Oğullarının bakımına muhtaç olan ana baba, gelinlerine yaranmak zorundadırlar. Çünkü evin asıl sahibi artık oğulları değil gelinleridir. 
Kalendere kış geliyor demisler, titremeye hazırım diye cevap vermis.  Yasamanın felsefesine eren kişi, en sevimsiz, dahası rahatsız durumları bile hoş karsılar. Krs. Abdala kar yağıyor demisler... 
Kalın (yoğun) incelene kadar ince üzülür.  Güçlü ile zayıfın, zengin ile fakirin, bir hastalığa, bir sıkıntıya, bir zarara dayanma yetenekleri aynı değildir. Güçlü gücünden bir parçasını yitirerek zayıflar; ama zayıf o kadar gücü yitirince ölecek duruma düser. 
Kalıp kıyafetle adam adam olmaz. Gösterisli bir vücut, iyi bir gkusam, kişiye insanlık değeri kazandırmaz. Krs. Kürk ile börk ile adam olunmaz, Eseğe altın semer vursalar yine eşektir. 
Kalkacağın yere oturma.  Kişi, layık olmadığı, er geç uzaklastırılacağı ise girmemelidir. 
Kalp (Gösterisli ama ise yaramaz kişi) kazanır, kaltaban (Düzenci) gönenir.  İş becerme yeteneği bulunmayan kişi, düzenbazın kendisine yutturduğu şeyi kazanç sanır. Oysa, isini yürütmüs olan, düzenbazdır.
Kalpten kalbe yol vardır.  Bkz. Gönülden gönüle yol vardır. 
Kan kus, kızılcık serbeti içtim de.  Kişisel dertlerimizi içimizde saklamalı, başkalarının öğrenmesine meydan vermemeliyiz. Dahası, kötü olan durumumuzu iyi gibi göstermeye çalışmalıyız. 
Kan kusana altın leğenin ne faydası var.  Bkz. Altın leğenin kan kusana... 
Kanaat gibi devlet olmaz.  Gereksemeleri için çok sey istemeyen, azı yeter bulan ve elindekiyle yetinmesini bilen kişi yokluk nedir bilmez. 
Kanatsız kus uçmaz.  Gereken kosullarla donanıp güçlenmeyen kişi amaca varamaz. 
Kancık yalanmadan erkek dolanmaz. Kişi, çıkar sağlamayı düşündüğü kimsenin yakınlık gösterip umut vermesi üzerine tasarısını gerçeklestirir. 
Kanı kanla yumazlar, kanı su ile yurlar.  Kötü bir durum, kötülüğü sürdürecek davranışlarla düzelmez. Buna son verebilecek davranışlarla düzelir. 
Kapıyı kırarsan odun çok olur.  Bir gereksinimini karsılayacak parası bulunmayan kişi, önemli bir malını satmayı güze alırsa sorun kalmaz. 
Kar eden ar etmez.  Bkz. Ar yılı değil kar yılı.
Kar erir, bok ayaza çıkar. Kirlilikleri örten durum ortadan kalkınca bütün kötülükleri herkes görür.
Kar kuytuda, para pintide eğlesir.  Her sey, saklanabilen yerde ve saklamasını bilenin yanında bulunur. 
Kar ne kadar çok yağsa yaza kalmaz.  Elverisli bir ortamda çoğalan şeyler, ortam elverisliliğini yitirince yok olur.
Kar susuzluk kandırmaz (gidermez). (Kavurga karın doyurmaz.) Gerçek gereksemeler, avutucu, oyalayıcı şeylerle karsılanamaz.
Kar yağdığı gün tozar.  Kalıcı ya da doyurucu olmayan kazanç çabucak tükenir. Sürekli ve doyurucu bir kazanç yolu bulmak gerek. 
Kar yılı var yılı.  Kar yağdığı yıl ürün bol olur, çiftçinin eline bol para geçer. 
Kar, zararın kardesidir (ortağıdır).  Ticaretle uğrasan kimse; sadece kar edeceğini düşünmemeli, zarar etmeyi de göze almalıdır. Alışverişte kar ve zarar birlikte gider. 
Kara (kötü) haber tez duyulur.  Ölüm gibi, başka felaketler gibi haberler, bununla ilgili kimselerin kulağına çabuk yetisir. 
Kara gün kararıp kalmaz (durmaz). (Koç yiğit bunalıp ölmez.)  İnsanın sıkıntılı zamanı sürüp gitmez, arkasından keyifli günler de gelir. 
Karakısta karlar, martta yağmaz, nisanda durmazsa değme çiftçinin keyfine. (Martta yağmaz, nisanda dinmezse sabanlar altın olur.)  Karakısta kar yağar, martta yağış olmaz, nisanda da çok yağmur yağarsa o yıl bol ürün alınır; çiftçinin yüzü güler. Krs. Nisan yağmuru... 
Karaya sabun, deliye öğüt neylesin.  Özü bozuk olan sey, düzeltme çabalarıyla iyi duruma getirilemez. 
Kardes kardesi bıçaklamıs, dönmüş yine kucaklamıs. Bkz. Kardes kardesi atmıs, yar basında tutmus.
Kardes kardesin (hısım hısımın) ne öldüğünü ister; ne onduğunu. Kardes, kardese ziyan gelmesini istemez. Ama onun kendisinden üstün durumda olmasını da kıskanır. 
Kardesi kardeş yaratmıs, rızkını ayrı yaratmıs.  Bkz. Allah kardesi kardeş yaratmıs, kesesini ayrı yaratmıs. Kardesim ağa, avradı hatın... 
Kardesim ağa, avradı hatın, almaz beni kulluğa satın.  Evlenen kişinin karışına verdiği değer, kardesine karsı olan sevgisini bastırır. Krs. Kardesi kardeş yaratmıs, rızkını... 
Kardesim olsun da kanlım olsun.  Kendisine çok büyük kötülük de yapsa, insan kardesinden vazgeçemez. Çünkü kardes, sırası gelince, eski yaptıklarını unutturacak kadar büyük yardımda ve iyilikte bulunur. Krs. Kardeş kardesi... 
Kardesten karın yakın (kulaktan burun yakın), (Karın kardesten yakın).  1) Kişi kardesini de sever çocuklarını da. Ama çocuklarını kardesinden daha ileri tutar. 2) Kendi çıkarıyla, başkasının, dahası kardesinin çıkarı çatısan kişi, önce kendi çıkarını düşünür. 
Kardeş kardesi atmıs, yar basında tutmus. (Kardeş kardesi bıçaklamıs, dönmüş yine kucaklamıs.)  1) Kimi zaman kişi, kardesine büyük bir kötülük yapar. Ama o kötülüğün kardesini mahva götürmekte olduğunu görünce pişmanlık duyar ve yaptığını düzeltecek davranışlarla yardımına koşar. (Yar uçurum anlamıyla alındığına göre.) 2) Kardes kardesten vazgeçebilir. Ama sevgilisi onu el üstünde tutar. (Yar sevgili anlamına alınırsa.) 
Karga dermis ki: Çocuklarım olalı burnumu göme göme bok yiyemedim. baba çocukları için her türlü özveriye katlanırlar. Kendilerinden çok onları düşünürler.
Karga ile gezen boka konar.  Bkz. İsin yanına varan is... 
Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüsünü sasırmıs. Görgüsüz kişi, görgülü kişinin yaptığını yapmaya kalkısırsa beceremez, kendisinin doğal davranışını da yitirir, gülünç olur. 
Karga mandayı (saksağan danayı) babası hayrına bitlemez.  Bir kimse başkasına hizmet ediyorsa bunda kendisinin de bir çıkarı vardır. 
Karga sakırdamış bülbülüm sanmıs.  Bir ustayı taklit eden aptal, kendini ustalığa yükselmis gibi görür. 
Karga yavrusuna bakmıs, benim ak pak evladım demis. (Kuzguna yavrusu anka görünür.)  Kişi kendi çocuğunu güzel, kendi eserini kusursuz görür. Başkalarına göre ne denli çirkin ve kusurlu olurlarsa olsunlar. 
Karı (kadın) malı kapı mandalı (hamam tokmağıdır).  Bkz. Avrat malı kapı mandalı. 
Karın kardesten yakın.  Bkz. Kardesten karın yakın. 
Karın tok it gölgede yatar. Akılsız kişi bugün karnını doyurunca yanını düşünmez, yan gelir yatar, keyfine bakar.
Karınca kanatlanınca serçe oldum sanır.  Eline geçici ve önemsiz bir güç geçen kişi, sürekli güçlü oldum sanır. 
Karıncadan ibret al, yazdan kısı karsılar.  Kişi çalışıp kazanabildiği zamanı boş geçirmemeli, çalışamayacağı günler için geçimini sağlayacak varlık edinmelidir. 
Karının) zevali gelince kanatlanır.  Kişi, layık olmadığı asamaya yükselir, ya da durumunun gereklerine aykırı taskınlıklarda bulunursa artık düsecek demektir. 
Karpuz (kavun, karpuz) kökeninde büyür.  Çocuk ana baba ocağında, herhangi bir kişi doğup büyüdüğü çevrede yetisir, gelisir.
Karpuz kabuğunu görmeden denize girme. Bir isi en uygun zamam gelmeden yapma; denize girmek için karpuzun olgunlaşma zamanını beklediğin gibi. 
Karpuz kabuğuyla büyüyen (beslenen) eseğin ölümü sudan olur.  Özensiz, üstünkörü yapılan is, hiçten bir nedenle bozulur. 
Karpuz kesmekle bararet sönmez (yürek soğumaz).  Size kötülük yapmış olan bir kimseden başkasına zarar vermekle o kimseden öç almış olamazsınız. 
Kartala bir ok değmis, yine kendi yeleğinden. Bir kimseye en büyük kütülüğü kendisine çok yakın olanlar yapar. Krs. Ağaca balta vurmuslar... 
Kartalın beğenmediğini kargalar kapısır.  Zenginlerin beğenmeyip attıkları nesneler, yoksullar için değerli mallardır. 
Kas çatmakla çatık kasık olunmaz. Görünüsü benzetmekle övülecek bir nitelik kazanılamaz. Belki eski durumdan da kötü bir duruma düsülür. 
Kas ile göz, gerisi (kalanı, artanı, dahası) söz.  Güzellik, her şeyden önce kaş ve göz güzelliğidir. Vücudun başka yerlerinin güzel olması önemli değildir. 
Kasap ekmeği yavan yer.  Bkz. Terzi kendi söküğünü dikemez. 
Kasap isterse keçinin boynuzundan yağ çıkarır.  Bkz. Çobanın gönlü olursa tekeden yağ çıkarır. 
Kasap, yağı bol olunca gerisini yağlar.  Elinde kendisine gerek olandan artık sey bulunan kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder. Krs. Abdalın yağı çok olursa..., Kürdün yağı çok olunca... 
Kasavetsiz ağız anahtarsız açılır.  Sıkıntısı olan kimseye bir sey söyletmek güçtür. Ama sıkıntısı, kaygısı olmayan kimse, bol bol, rahat rahat konusur. 
Kasığı herkes yapar ama sapını ortaya getiremez.  Her isin kendine özgü bir inceliği vardır. Bu yerine getirilmedikçe o iş basarılmıs sayılamaz. 
Kasım yüz elli, yaz belli.  Kasımıngünü (8 nisan) olunca kötü havalar geçer, yazın ucu görünür. 
Kasım yüz, gerisi düz.  Bkz. Kasım yüz elli, yaz belli.
Kasımdan on gün evvel ek, on gün sonra ekme.  Ekim zamanı kasımdan on gün önce biter. Kasımdan on gün sonra ekilen tohum verimli olmaz. 
Katıra (eseğe) cilve yap demisler, çifte (tekme) atmıs.  Bkz. Eseğe cilve yap demisler... 
Katıra baban kim? demisler, dayım at demis.  Asağılık duygusu içinde bulunan kişi, kendisini olduğu gibi göstermeye utanır da kötü yönünü gizler, sadece iyi yönüyle övünür. Krs. Kel kız teyzesinin... 
Katrandan olmaz seker, olsa da cinsine çeker.  Kötü soylu sey ve kişi iyiye dönmez. Ona iyi niteliği kazandırmak için ne denli uğrasılırsa uğrasılsın yine aslından bir kötü iz kalır. 
Kavak uzaya uzaya göğe yetmez.  Hangi alanda olursa olsun, ilerleyisin bir sınırı vardır. 
Kavak, yaprağını tepeden dökerse kıs çok olur.  Kavak ağacının yaprakları tepeden dökülmeye baslar, asağıdakiler, daha sonra dökülürse o yıl kıs zorlu olur. 
Kavanoz dipli dünya.  Sürekli olarak durum değistiren, hiçbir durumuna güvenilemeyen, üstünde yasayanlara vefası olmayan bir dünyada yasıyoruz. Krs. İn kalk dünyası. 
Kavgada kılıç ödünç verilmez.  Kişi, savunma silahını başkasına verip kendisini savunamayacak ve yenilgiye uğrayacak duruma düsmemelidir. 
Kavgada yumruk sayılmaz.  1) Kavga edenlerden her biri, ötekine karsı olabildiğince sert ve çok saldırıda bulunmak zorundadır. Amaç düşmanı ezmektir. Saldırının sayısı ve neye mal olduğu düşünülmez. 2) Bir şeyin meydana gelmesi için çok gereç harcamak zorunluluğu varsa esirgenmeden harcanır. Ne denli çok harcanıyor diye düşünülmez. 
Kavun, karpuz kökeninde büyür.  Bkz. Karpuz kökeninde büyür. 
Kavun, karpuz yata yata büyür.  Bu söz tembel yatanlara takılmak için söylenir.
Kavurga karın doyurmaz. Bkz. Kar susuzluk kandırmaz.
Kavurganın yananı sıçrar. Bir topluluğu tedirgin eden durumdan en çok zarar gören kişi sesini yükseltir.
Kaya uçmazsa dere dolmaz.  Büyük bir eksiği kapatabilmek için büyük özverilerde bulunmak gerektir. 
Kaybolan (zayi olan) koyunun kuyruğu büyük olur. Bkz. Kaçan balık büyük olur.
Kayış bilir kutan (büyük pulluk) ne çeker. Ağır bir isin ne denli güç yapıldığını ancak o isin yapılmasında aracı olan, emeği geçen bilir.
Kaymağı seven mandayı yanında tasır. Sevdiği şeyden yoksun kalmak istemeyen kişi, onu sağlayacak araçları eli altında bulundurmalı ve bunun için gereken sıkıntılara katlanmalıdır. Krs. Zemheride yoğurt isteyen..., Canı kaymak isteyen..., Asure yemeye giden kasığını..., Pilav yiyen kasığını... 
Kaynana öcü, oğlu cici.  Gelinler kocalarını severler de kaynanalarını rahatsızlık veren bir yaratık sayarlar. 
Kaynana pamuk ipliği olup raftan düsse gelinin basını yarar.  Kaynana ne denli yumusak huylu, iyi davranışlı olursa olsun, her hali gelini tedirgin eder. 
Kaynayan kazan kapak tutmaz.  İçin için büyüyen bir olay, bir duygu, çok geçmeden patlak verir. 
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.  Büyük çıkar sağlanan yerden ufak tefek özveriler esirgenmemelidir. 
Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kel(topal) horozla.  Herkes kendi durumuna uygun gelen kişilerle anlasıp arkadaslık eder. 
Kaza geliyorum demez.  Kaza, beklenmedik zamanda, birdenbire gelir. Olacağı bilinse önleyici önlem alınır.
Kazan kazana kara demis.  Kınanacak bir durumu olan kimse, kendi kusuruna bakmaz da başkasındaki benzer durumu kınar. Krs. Kınayanda kırk batman. 
Kazan tasarsa kepçenin değeri olmaz.  Önlemler tehlike basgöstermeden alınmalıdır. Tehlike ortaya çıktıktan sonra alınacak önlem ise yaramaz. 
Kazanına ne korsan çömçende o çıkar. Bkz. Ne ekersen onu biçersin. 
Kazanırsan (sen) dost kazan, düşmanı anan da doğurur. (Sen dost kazan; düşman ocağın basından çıkar.)  Sen dost kazanmanın yoluna bak, düşman kolay kazanılır. Anan bile sana düşman olacak bir kardes doğurur. 
Kazanmayanın kazanı kaynamaz.  Kazancı olmayan kişinin evinde yemek pismez. 
Kazaya rıza gerek.  Kazaya boyun eğilmelidir. Olup biteni değistirmeye insanın gücü yetmediğine göre başka bir sey de yapılamaz. 
Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.  Sen başkasına kötülük yapma yolunu tutarsan; başkası da sana kötülük yapma yolunu tutar. Krs. Kazma kuyuyu kendin düsersin., El için kuyu..., Az kaz uz kaz... 
Kazma kuyuyu kendin düsersin.  Bkz. El için kuyu kazan... 
Keçi geberse de kuyruğunu indirmez.  inatçı, ölür de inadından vazgeçmez. 
Keçi kurttan kurtulsa gergedan olur.  Tehlikeler, zararlar olmasa her sey alabildiğine gelisir.
Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar. Büyüklerin tuttuğu yol, küçüklere örnek olur. Onlar da aynı yolu izlerler. Krs. Ağaca çıkan keçinin... Ön tekerle nereden geçerse... 
Keçide de (keçinin de) sakal (sakah) var. (Sakal keçide de var.)  Bir kimse kılık kıyafetiyle değil gerçek değeriyle güven verir. Sakal, kişiye değer kazandırmaz. O, keçilerde bile vardır. 
Keçinin de sakalı var.  Bkz. Keçide de sakal var. 
Keçinin meseye ettiğini külü derisinden çıkarır.  Bkz. Keçinin sumağa ettiğini... 
Keçinin sumağa (meseye) ettiğini sumak keçiye edecek.  Sumak yaprağı ve mese kiçindeki tanen dolayısderi tabaklamakta kullanılır. Keçi, derisinin böylece hırpalanmasıyla canlı iken yaptığının karsılığını görür. 
Keçinin uyuzu, çesmenin (pınarın) gözünden su içer (içer suyunu).  1) Değersiz kişiler kendilerini değerli ve en güzel seye layık görürler. 2) Dğrenç olanlar, durumlarına bakmazlar da iğrenilmeyecek sey ararlar. 
Keçiye can kaygısı, kasaba yağ kaygısı. (Koyun can derdinde, kasap yağ derdinde).  Değismez bir kuraldır: Bir kişi önemli bir kaybından dolayı çırpınıp kıvranırken başka bir kişi bu durumdan ne kadar çok yararlanabileceğini düşünür. 
Kedi götünü görmüs, yaram var demis. (Kedi kıçına bakar da yaram var dermis.)  Sıkıntısı olmayan densiz kişi, hiç yoktan kendine sıkıntı çıkarır. 
Kedi törpüyü yalar da kanlar çıktıkça oh der.  Akılsız kişi başkasına yarar verirken kendisi zarar etse de aldırmaz. 
Kedi uzanamadığı (yetisemediği) ciğere, pis (murdar) der.  Kişi, elde edemediği şeyi istemiyormus, beğenmiyormus gibi görünür. 
Kedi, yavrusunu yerken sıçana benzetir.  Kişi, yakını olan suçsuz birisini ezmeyi çıkarına uygun görürse onda düşmanına benzeyen nitelikler bulur. 
Kedinin boynuna ciğer asılmaz.  Bir kimseye, kullanıp zarar vereceği, kendine mal edip ortadan kaldıracağı sey emanet edilmez. 
Kedinin gideceği samanlığa kadar.  Uygunsuz bir iş yapan kişi, ne kadar kaçarsa kaçsın, gideceği yerler bellidir. Az sonra yakayı ele verir. 
Kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler.  Cezalandırılan kimse suçunun ne olduğunu bilmelidir ki o suçu bir daha islemesin.
Kedinin kanadı olsaydı serçenin adı kalmazdı. Saldırganlar istediklerini yapabilecek durumda olsalardı, güçsüzleri kolaylıkla ortadan kaldırır, bol bol çıkarlarını sağlarlardı. 
Kedinin usluluğu sıçan görünceye kadar.  Atılgan kişilerin sessiz ve eylemsiz durmaları, onları çileden çıkaran bir durum baş gösterince sona erer. 
Kediye bokun kimya demisler, üstünü örtmüs.  İyilik sevmeyen, kimsenin onduğunu istemeyen kişi, atacağı zararlı sbaşkasının aradığını anlarsa yararlanılamayacak duruma getirir. 
Kediyi sıkıstırırsan üstüne atılır.  Senden çekinen, korkan kişi, çok sıkıstırırsan sana karsı gelir. 
Kefen alacak adam gözünün yasından belli olur.  Bir kimsenin herhangi bir eyleme girişeceği, o eyleme girişmesini zorunlu kılan durumundan anlasılır. 
Kefenin cebi yok.  Zengin olup da para harcamaya kıyamayan kimse, parayı ne yapacak? Öbür dünyaya götüremez ki! 
Kefilin ya saçı, ya sakalı.  Borçlu borcunu ödemezse kefilinin yakasına yapısılır; nesi bulunursa alınır. 
Kel ilaç bilse kendi basına sürer.  Bkz. Kelin ilacı olsa basına sürer. 
Kel kız teyzesinin saçıyla övünür.  Değersiz kişi, yakınlarının değerlerinden kendisine bir pay çıkarmaya çalışır. Krs. Katıra baban kim demisler... 
Kel ölür, sırma saçlı olur; kör ölür, badem gözlü olur. (Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur.)  Kişi, elinden giden önemsiz, kusurlu bir şeyi çok önemli, çok güzelmiş gibi anlatır. Krs. Kaçan balık... 
Kel yanında kabak anılmaz.  Bir kişinin yanında, uzaktan da olsa onun eksiğini çağrıstırabilecek sözler söylemekten çekinilmelidir. Krs. Aç yanında sarpın kurcalanmaz. 
Kele köseden yardım olmaz.  Kişi, kendisinin yardıma muhtaç olduğu konuda başkasına yardım edemez. Krs. Kelin ilacı olsa... 
Kelin ayıbını takke örter.  Birçok kimselerin kusurlarını zenginlik, iş basında olus vb. durumlar örter. 
Kelin ilacı (merhemi) olsa basına sürer. (Kel ilaç bilse kendi basına sürer.)  Kendi derdine çare bulamayan kişiden aynı durumda olan başkası yardım beklememelidir. Krs. Kele köseden... 
Kelle sağ olsun da külah bulunur (eksik olmaz.)  Kişi yasasın da elbet bir is sahibi olur. 
Keller (ile) yağırlar, birbirini ağırlar.  Bkz. Sağırlar birbirini ağırlar. 
Kem dileme komsuna, kem is gelir basına.  Bkz. Hayır dile komsuna, hayır gele basına. 
Kem söz, kalp (kem) akça sahibinindir.  Kötü sözü, kalp akçeyi kimse kabul etmez. Bunlar yine sahiplerine çevrilir. 
Kemikle (etle) deri, yemekle diri.  İyi beslenmeyen kişi sağlıklı olmaz. 
Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olmaz. Kibar çevrede yetismemiş olanlar, ne denli özenseler kibarlığın bütün inceliklerini gösteremezler; kaba davranışlardan kendilerini büsbütün kurtaramazlar. 
Kendi düsen ağlamaz.  Yanlış davranışı yüzünden zarara uğrayan kimsenin bu durumundan yakınmaya hakkı yoktur. 
Kendinden küçükten kız al, kendinden büyüğe kız ver.  1) Gelinler kocalarına karsı saygı duymalıdırlar. Bunu sağlamanın yolu, erkek ailesinin kız ailesinden yüksek olmasıdır. 2) Bu yolu tutarsan aldığın kız seninle övünür sen de iyi bir yere kız verdim diye mutluluk duyarsın. 
Kepenek altında er yatar. İnsanları kılık ve kıyafetlerine bakarak değerlendirmemelidir. Kaba saba, perisan bir kılık içinde değerli bir kişi bulunabilir. 
Kes parmağını çık pazara, em (merhem, ilaç) buyuran çok olur.  Kişinin bir gerekseme içinde bulunduğunu gören herkes ona türlü türlü yol gösterir. 
Keseye danış, pazarlığa sonra giriş.  Ödeyecek paranız yoksa bir sey satın almaya girişmeyin. 
Kesilen bas (bir daha) yerine konmaz.  Kesin olarak yapılıp sonuçlandırılan is, eski durumuna getirilemez. Onun için her davranıştan önce, bunun nasıl bir sonuç doğuracağını iyi hesap etmek, ondan sonra ise girişmeye, ya da girişmemeye karar vermek gerektir. 
Keskin akıl (zeka) keramete kıç attırır.  Çok zeki olan kişi, bir isin nereye varacağını keramet sahibi kişiden daha iyi bilir. 
Keskin sirke kabına (küpüne) zadır).  Çok öfkeli kişi, kendi sağlığını bozar, vücudunu yıpratır ve islerini altüst eder. 
Kesmez bıçak ele, iş bilmeyen avrat dile.  Bkz. Kör bıçak ele... 
Kıbleden geldi kısımız, Allah'a kaldı isimiz.  Kıs afetleri güneyden gelmeye baslarsa, çok azgın bir mevsim geçirilecek demektir. 
Kılıç kınını kesmez.  Sert ve asırı davranışlı kişinin yakınlarına zararı dokunmaz. 
Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan (tüyünden).  Kişi kiminle arkadaslık ederse ondan etkilenir, huy kapar. Krs. İtle yatan bitle kalkar., Kişi refikinden azar., İsin yanına varan is..., Körle yatan..., Topalla gezen..., Üzüm üzüme... 
Kırk gün taban eti, bir gün av eti.  Avcılar bir av avlayabilmek için dağ, tas demez, günlerce taban teperler. 
Kırk hırsız bir çıplağı soyamamıs.  Sömürücüler ne denli usta olurlarsa olsunlar, sömürülecek bir şeyi olmayandan yararlanamazlar. Krs. Ölmüs koyun kurttan korkmaz.
Kırk serçeden bir kaz iyi.  Birçok küçük isle uğrasmaktansa tek büyük iş yapmak daha uygundur. 
Kırk yılda bir ölet olur, eceli gelen ölür. (Kırk yıl kıran olmus, eceli gelen ölmüs.)  Tanrı'nın verdiği ömrü hiçbir sey değistiremez. Salgın ve öldürücü hastalık da olsa eceli gelmeyen ölmez. Böyle zamanlarda çok kişinin ölmesi, ecellerinin o zamana rastlamasındandır. 
Kırk yıllık Kani (Müslüman özel adı), olur mu (Yani Hırıstiyan özel adı)?  Yaslanıncaya değin iyi insan olarak yasamıs olan kişi, artık kötü olmaz (değismez). 
Kırkından sonra azanı tenesir paklar (azana çare bulunmaz). Yaslılıklarında ahlakları bozulanlar, doğru yola getirilemezler; ölünceye değin o yolda giderler. 
Kırkından sonra saza baslayan kıyamette çalar.  Yaslandıktan sonra bir sey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya baslayan kimsenin bunu basarmaya ömrü yetmez. 
Kırlangıcın zararını biberciden sor.  Kırlangıç zararsız bir kuş gibi görünür. Ama bibere pek düskün olduğundan, ne kadar zararlı bir yaratık olduğunu ancak biberci bilir. Durumları buna benzeyen çok kişiler vardır. 
Kırlangıç bir zararsız kus; git Yemen iline danış.  Kimi çevrelerde kimseye zararı dokunmayan kişi, kimi çevreler için tehlikeli olabilir. 
Kıs kıs gerek, yaz yaz.  Her mevsim, kendine özgü doğa olayları ile geçmelidir. Bu düzenin bozuk gitmesi insanların perisan olmasına yol açar. 
Kıs kıslığını, kus kusluğunu gösterir (yapar).  Doğa kanunları değismez. Her olay, her varlık özelliğini belli eder. 
Kısa günün karı (kazancı) az olur.  Kısa süre çalışılarak yapılan isten elde edilecek kazanç az olur. 
Kısmet gökten zembille inmez.  Kısmet, durup dururken kişinin ayağına gelmez, çalışmakla elde edilir. Çalışmayanın kısmeti olmaz. 
Kısmet ise gelir Hint'ten, Yemen'den, kısmet değilse ne gelir elden?  Tanrı bir şeyi size kısmet etmisse, Hint'ten, Yemen'den gelir, sizi bulur. Kısmet etmemisse ne yapsanız onu elde edemezsiniz. 
Kısmetinde ne varsa kasığında o çıkar.  Bir sey elde etmek için çalışan kimseye Tanrı neyi kısmet etmisse onu verir. 
Kısmetsiz köpek, sabaha karsı uyuyakalır.  Tanrı'nın kendisine kısmet vermediği yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylastığı zaman, başka bir isle uğrastığı için, bundan yoksun kalır. 
Kız besikte (kundakta) çeyiz sandıkta. (Kız kucakta, çeyiz bucakta).  Kız daha besikte iken çeyiz hazırlıklarına baslamak gerektir. 
Kız evi naz evi.  Kız evi nazlı olur. İsteklinin rica, minnet etmesini ister, kızını ağır satar. 
Kız kucakta, çeyiz bucakta.  Bkz. Kız besikte, çeyiz sandıkta. 
Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır (kaçar), ya zurnacıya. Evlenme çağındaki kız eğlenceye düskün olur. Büyükleri onu uyarmazlarsa, hoslandığı, uygun olmayan birisiyle evlenir. 
Kızı kızken görme, gelinken gör; gelinken görme besik ardında gör.  Kızların en güzel çağı evlenmeden önceki durumlarıdır. Evlendikten sonra eski tazelikleri kalmaz. Hele çocuk yaptıktan sonra daha da bozulurlar. 
Kızın var, sızın var.  Kız çocuğunun sorunları ve sorumlulukları çok ve çesitlidir. Ana baba, sürekli olarak bunun tedirginliği içinde bulunurlar. 
Kızını dövmeyen dizini döver.  Kızını iyi yetistirmeyen anne, kızı el kapısında beceriksizliği yüzünden sıkıntı çektiği zaman dövünür durur. 
Kim düser daldan, o bilir haldan.  Bkz. Damdan düsen damdan düsenin halini bilir. 
Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye.  Kimi kişiler bir şeyin bolluğundan yakınır, ondan kurtulmanın yollarını ararlar. Kimi kişiler aynı şeyden yoksun olmanın sıkıntısını çekerler. 
Kimin ki bağı var, yüreğinde dağı var.  Bkz. Dağda bağın var...
Kimine hay hay, kimine vay vay.  1) Bu dünyada her olay kimi kişiler için sevindirici, kimi kişiler için üzücüdür. 2) Kimi kişiler istedikleri her seye kavusurlar; kimi kişiler diledikleri hiçbir şeyi elde edemezler. 
Kiminin devesi (parası), kiminin duası. Varlıklı olanların parası, yoksul olanların da duası alınarak isler yürütülür.
Kimse ayranım (yoğurdum) eksi demez. (Yoğurdum, ayranım eksidir diyen olmaz.) Herkes satacağı malı över. Kendi tutumunu ve tuttuğu kimseleri savunur. Başkaları elestirseler de bunlara toz kondurmaz. 
Kimse bilmez, kim kazana kim yiye.  Bir kimse çalışıp çabalar; kendisinin ve çoluk çocuğunun geleceği için mal biriktirir. Ancak, kimi zaman olaylar öyle gelisir ki bu kazancı, düşündükleri değil hatır ve hayalde olmayan kişiler yer. 
Kimse kendi ayıbını görmez.  Bkz. Herkes kendi ayıbını bilmez. 
Kimse kendi memleketinde peygamber olmaz (olmamıs).  Kişinin değeri, doğup büyüdüğü yerde gereği gibi bilinmez. Daha önce ad kazanmış kimseler vardır. Aile rekabetleri vardır. Küçüklüğünde yaptığı çocukça davranışları bilenler vardır... Bütün bunlar, onun yüksek bir kişi olarak kabul edilmesini engeller. 
Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.  Yaslı bir kişi, çok sevdiği bir genç ölünce keske onun yerine ben öleydim der. Kimi zaman da biz o değerli adam öleceğine su ise yaramaz adam ölmeliydi deriz. Boş sözler. Kimse kimsenin yerine ölemez. 
Kimse kimsenin kısmetini (rızkını) yemez.  Kimi zaman bir kimsenin eli altındaki yiyecek türlü nedenlerle yenilmez, kalır. Bu sırada dısarıdan biri gelir, yemeğe alıkonulur. Hazır bulunan yiyecek ona ikram edilir. Demek ki bu yiyecek onun kısmeti imis, asıl sahibinin kısmeti değilmiş denilir. Bu durum, kimse kimsenin kısmetini yemez gerçeğini kanıtlar. Yan yana aynı malı satan iki esnaf da böyle düşünür: Gelen müsteri, her iki malı görür, ama ancak birini satın alır. Satıcılar kısmet satanınmış inancında birlesirler. 
Kimseden kimseye hayır yok (gelmez).  İnsan, yapacağı iste yalnız kendi gücüne güvenmelidir. Başkasının yardımını bekler ve buna güvenirse düs kırıklığına uğrar. Krs. Tırnağın varsa basını kası. 
Kimsenin ahı kimsede kalmaz.  Zulüm görenin ahı, zulmedene hayretmez. Krs. Mazlumun ahı indirir sahı. 
Kimsenin çırası tana kadar yanmaz.  Hiç kimsenin parlak yasamı sürekli olmaz. 
Kimseye arsınına göre bez vermezler.  Gözü yükseklerde olan, asırı istekleri bulunan kimseye düslediği ölçüye göre değil, içinde yasadığı ortamın ölçüsüne göre bir pay verilir. 
Kiraz dut yetismese beni yiyenin boynunu sapıma döndürürüm demis.  Kiraz, yiyene yumusaklık verir; kişiyi zayıflatır. Hemen ardından yetisen dut ise besleyicidir. 
Kişi (herkes) ektiğini biçer.  Bkz. Ne ekersen onu biçersin. 
Kişi arkadasından bellidir. (Adam ahbabından bellidir.)  Herkes anlasabildiği kimse ile arkadaslık eder. Bundan dolayıdır ki bir kimsenin nasıl bir kişi olduğunu öğrenmek isteyen, arkadasının kişiliğine bakmalıdır. 
Kişi ne yaparsa kendine yapar.  İyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur. 
Kişi refikinden azar.  Kötü arkadas, kişiyi kötü yola sürükler. Krs. Adam adamın seytanı, İtle yatan bitle kalkar, Kır atın yanında duran..., İsin yanına varan is..., Topalla gezen..., Körle yatan..., Üzüm üzüme... 
Kişi umduğuna küser.  Bkz. Gönül ummadığı yere küser. 
Kişinin kendine ettiğini kimse (alem bir yere gelse) edemez.  Bir kimse kimi zaman teİbirsizliği yüzünden öyle yanlış iş yapar, basını öyle derde sokar ki böyle bir kötülüğü başkaları ona yapamaz. 
Kişiyi (herkesi) nasıl bilirsin, kendin gibi.  Bkz. Herkesi nasıl bilirsin... 
Kişiyi vezir eden de karışı, rezil eden de.  Karı akıllı olursa kocasının toplum içindeki yerini her bakımdan yüceltir. Akılsız, tutumsuz, ahlaksız... olursa kocasını perisan, kepaze eder. Krs. İyi evlat babayı vezir... 
Klavuzu karga olanın burnu boktan kalkmaz (kurtulmaz, çıkmaz).  Kötü kimsenin arkasına düsen kişinin bası dertten kurtulmaz. 
koca bir sözle yakın, bir sözle uzaktır.  Bir kadınla bir erkek, birbirlerine bağlandıklarını bildiren bir sözle koca olurlar. Böyle bir bağın kalmadığını bildiren bir sözle de yabancı olurlar. 
Kocana göre bağla basını, harcına göre pisir asını.  Kişi, tutumunu çevresindekilerin durumuna göre düzenlemeli ve kendi varlığına uygun bir yaşayış sürmeli, gücünün üstünde isler yapmaya kalkısmamalıdır. 
Kocanın kabı ikiyse birini kır.  Kıskanç kadın, kocasının asırı zengin olmasını istemez; çapkınlığa baslar diye. 
Kocasını vezir eden de rezil eden de karışıdır.  Bkz. Kadın kocasını isterse... 
Koç koyundan seçkel gerek.  Bir topluluğa önderlik edecek, egemen olacak kişi, topluluğu olusturanlardan üstün nitelikte olmalıdır. 
Koça (öküze) boynuzu yük değil (olmaz).  Kişiye kendi isi ve yakınlarının sorumluluğu ağır gelmez. Krs. Hamala semeri yük olmaz. 
Kol kırılır yen içinde baş yarılır börk içinde.  Bkz. Baş yarılır börk içinde... 
Komsu boncuğunu çalan gece takınır.  Hırsızlık mal, sahibinin göremeyeceği yer ve zamanda kullanılır. 
Komsu ekmeği komsuya borçtur.  Komsunuz size bir ikramda bulunur, bir sey armağan ederse, siz de ona ikramda bulunmalı, armağan vermelisiniz. 
Komsu hakkı, Tanrı hadır).  Komsular arasında yakın, kaçınılmaz iliskiler vardır. Komsular birbirlerini incitmemeli, birbirlerinin hatırını saymalı, birbirlerine yardım etmelidirler. Bu ödevleri yerine getirenler, Tanrı'ya karsı da ödevlerini yapmıs olurlar. 
Komsu iti komsuya ürümez. Komsudaki uygunsuz kişi, başkalarını incitse de komsusunu rahatsız etmez.
Komsu kızı almak, kalaylı kaptan (tastan) su içmek gibidir. Komsu kızını almaya karar veren, ailenin ve kızın durumunu, gidisini iyi bildiğinden içi rahat olarak bu iliskiyi kurar. 
Komsu komsunun külüne (tütününe) muhtaçtır.  Komsular birbirlerine en küçük sey için bile muhtaçtırlar. Kimi zaman önemsiz bir şeyin eksikliği isimizi aksatır. O zaman komsu imdada yetisir. 
Komsuda piser, bize de düser.  Yakınlarımızın güzel şeylere kavusması onlardan bizim de yararlanmamız olasılığının doğması demektir. 
Komsun kör ise sen kıpa bak.  Kişi, çevresindeki insanları kıskandıracak durumlardan sakınmalı, onlarda bulunmayan şeylere sahip olsa bile onlar gibi yasamalıdır. 
Komsunu iki inekli (öküzlü) iste ki kendin bir inekli (öküzlü) olasın.  Başkasının iyi durumda olmasını iste ki Tanrı seni de ondursun. Krs. Hayır dile komsuna... 
Komsunun tavuğu, komsuya kaz görünür (karışı kız görünür).  Başkasının malı, bize olduğundan daha değerli görünür. Oysa aynı sey bizde de vardır; ama başkasınınkini bizimkinden üstün buluruz. 
Konur eşek çayırını almaz.  Kendini beğenmis kişi, yararlanılacak nesnelere hor baktığından bunlardan yoksun kalır. (Konur: Kibirli) 
Kork Allah'tan korkmayandan.  Allah'tan korkmayan kimse, insana her türlü kötülüğü yapabilir. Böylesinden korkulur.
Kork aprilin besinden, öküzü ayırır esinden. Aprilin besinde (şimdiki 18 nisanda) çift süren iki öküzü birbirinden ayıracak kadar siddetli sağanak olur; kasırga ve fırtına kopar. 
Korkak bezirgan (tüccar) ne kar eder ne ziyan (zarar).  İş yapmaya korkan tüccar, kendisini zarardan korumus olur ama, kazanç da sağlayamaz. 
Korku dağları bekletir (asırır).  1) Birçok insanlar zulüm, ya da ceza görmekten korkup dağlara çıkar, orada çekilmez kosullar altında yasarlar. 2) Kötü, sert bir durumla karsılasacağından korkan kişi, yapmak istediği şeyden istemeye istemeye vazgeçer.
Korkulu rüya (düs) görmektense uyanık yatmak hayırlıdır. Tehlikesi de bulunan çekici bir ise girişmektense o isten vazgeçip tehlikesi olmayan durumda kalmak daha iyidir. Krs. Ne karanlıkta yat... 
Korkunun ecele faydası yoktur.  Kişi korkmakla kendisine gelecek bir zararı önleyemez. Olacak olur. Bunun için boş yere korkup üzüntü çekmemelidir. 
Koy avucuma, koyayım avucuna.  Bize yardımda bulunan, yarar sağlayan kişiye biz de yardımda bulunur, yarar sağlarız. 
Koyma akıl, akıl olmaz (cepten düser), (Sokma akıl, sekiz adım gider.)  Aklı olmayan kişi, başkasının verdiği akıl ile iş göremez. Önce bir şeyler yapmaya baslasa da arkasını getiremez. 
Koyun can derdinde, kasap yağ derdinde.  Bkz. Keçiye can kaygısı... 
Koyunu yüze yetir, el onu bine yetirir.  El, bir olayı abartarak söyler. Yüz kazansan bin diye anlatır.
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.  Bir şeyin çok değerlisi ele geçmezse az değerlisi önem kazanır. Krs. Körler memleketinde... 
Koyunun götü bir gün açıksa keçininki her gün açık.  Davranışlarını herkesin beğendiği kimse, günün birinde yanlış bir iş yapabilir. Bu, her gün yanlıs iş yapanınkinin yanında kınanacak bir durum sayılmaz. 
Koyunun kuyruğu var örter.  Zenginlerin ve toplumda önemli yeri olan kişilerin kusurları hemen örtbas edilir. Krs. Mal malamatı örter. 
Koyunun melediğini kuzu melemez.  babanın çocuğuna karsı gösterdiği asırı ilgi ve sevecenliği, çocukbabasına karsı o ölçüde göstermez. 
Koz gölgesi: kız gölgesi, söğüt gölgesi: yiğit gölgesi, dut gölgesi: it gölgesi. Ceviz ağacının gölgesi koyu, güzeldir. İnsana kızların yanında bulunma keyfi verir. Ancak orada karınca çok olur; gölgede oturan insanın keyfini kaçırır. Kızların yanında oturankişi de hem mutluluk duyar, hem de çevredeki asalaklardan rahatsız olur. Söğüt, boylu boslu bir ağaçtır. Koruyucu yiğide benzer. Gölgesi altında safa ve rahatlıkla vakit geçirilir. Dut gölgesi, alaca bir gölgedir, zevksizdir; rahatsızdır. Çünkü ağacın meyvesi, altına dökülür. Hem insanın üstünü kirletir, hem de sineklerin üsüsmesine yol açar. Bundan başka, itler de dut yemeye gelir, orasını kirletirler. Gölgede de yatarlar. 
Köleden ağa olan minareyi sesiyle yıkar.  Sonradan görmüs kişi çok yüksekten atar tutar. Krs Sonradan imam olanın... 
Köpeğe dalanmaktan çalıyı dolanmak yeğdir.  Bkz. İtle dalasmaktan... 
Köpeğe gem vurma, kendisini at sanır.  Kendisine karsı değeri varmış gibi davranılan değersiz kişi, gerçekten değer bulunduğunu sanır. 
Köpeği dövmeli ama, sahibinden utanmalı.  Sana satasan kişiyi hırpalarken onu benimsemekte ve korumakta olan saydığın kimşeyi gücendirmemeye de dikkat etmelisin. 
Köpeği öldürene sürütürler.  Bkz. İti öldürene... 
Köpeğin ahmağı baklavadan pay umar.  Bkz. İtin ahmağı... 
Köpeğin duası kabul (makbul) olydı) gökten kemik yadı).  Bkz. İtin duası... 
Köpek bile yal yediği kaba pislemez (sıçmaz).  Köpek bile yem yediği kaba karsı saygılı davranırken, insan nasıl olur da geçimini sağladığı yere, kendisine bu geçimi hazırlamıs olan kimseye kötülük eder? 
Köpek ekmek veren (yediği) kapıyı tanır.  Köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranışlarıyla duygularını belli eder. İnsan bundan ders almalı, gördüğü iyiliği unutmamalıdırlar. 
Köpek sahibini ısırmaz.  Kişi ne kadar asağılık olursa olsun, kendini benimşeyip koruyana kötülük etmez. 
Köpek suya düsmeyince yüzmeyi öğrenmez. Kişi, bir tehlike karsısında her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten başka çare kalmadığını anlamadıkça kurtuluş yolunu bulamaz. 
Köpek sürünmekle etek kesilmez.  Terbiyesiz kimsenin satasmasıyla temiz kişi lekelenmiş olmaz. Krs. İt değmekle deniz..., Kalaylı bakır... 
Köpekle dalasmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir.  Bkz. İtle dalasmaktan... 
Köpeksiz sürüye (köye) kurt girer (iner).  Koruyucusuz halka, bekçisiz ülkeye düşman saldırır.
Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı derler.  Kişi, kendisinden yardım beklediği asağılık kimseye isi bitinceye kadar soylusun, boylusun diye dil döker. 
Kör (kesmez) bıçak ele (yavuz), iş bilmeyen avrat dile (yavuz).  Kör bıçak ise yaramaz ama insanın elini keser. İş bilmeyen kadın da çok konusmaktan başka bir sey yapmaz. 
Kör Allah'a nasıl bakarsa Allah da köre öyle bakar.  Kişi efendisine karsı nankörlük ederse efendisi de onu korumaz. 
Kör bile düstüğü çukura bir daha düsmez.  Bkz. Eşek bile bir düstüğü... 
Kör görmez, sezer.  Kör görmediği şeyi nasıl sezerse bir konu üzerinde bilgisi olmayan kişinin de o konu ile ilgili sezisleri olur. 
Kör kusun yuvasını Allah yapar.  Bkz. Garip kusun yuvasını... 
Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur.  Bkz. Kel ölür sırma saçlı olur... 
Kör pazara varmasın, pazar körsüz kalmasın.  Bir sey satın almasını bilmeyen kimseler alışverişe çıkmamalılar ama çıkarlar. Esnaf da bu gibilerinden hoslanır. 
Körden gözlü, topaldan ayaklı, deliden deli.  Kör olan anadan, babadan doğan çocuk kör olmaz. Topalın çocuğu da sağlam bacaklı olur. Ama delinin çocuğu deli doğar. 
Köre elvandan (renkten) bahsolunmaz.  Bir şeyin niteliği üzerine hiç bilgisi bulunmayan kişiye o şeyin sözü edilmez; öğretilmesine çalışılmaz. 
Köre şimdi gece demisler; ne zaman gündüzdü demis.  Başkalarına mutluluk veren durum bu durumla ilgisi olmayan talihsiz kişi için değer tasımaz. 
Körle yatan sası kalkar. (İtle yatan bitle kalkar.)  Kötü kimseyle düsüp kalkana az çok kötü huy bulasır. Krs. Kişi refikinden azar, Kır atın yanında duran..., İsin yanına varan is..., Topalla gezen..., Üzüm üzüme... 
Körler memleketinde sasılar padisah (bas) olur.  Hepsi bilgisiz olan bir çevrede azıcık bilgisi bulunan basa geçer. Krs. Koyunun bulunmadığı... 
Körün istediği bir göz, si) olursa ne söz.  Kişi kendisinde bulunmayan şeyden bir tane isterken ona iki tane verilirse daha çok sevinir. 
Körün istediği iki göz, biri ela biri boz.  Öyle insanlar vardır ki kendilerine yapılmasını istedikleri iyiliği gördükleri halde bununla yetinmezler, ayrıntılarının su, bu biçimde olmasını da isteyecek kadar yüzsüzlük ve açgözlülük ederler. 
Köse tası kösede yakısır (yarasır).  Önemli kişiliği bulunan kimseye önemli bir iş basında bulunmak yakısır. 
Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek.  Başkasının eksikleri ile eğlenen kişinin kendisi kusursuz olmalıdır. 
Kötü haber tez duyulur.  Bkz. Kara haber tez duyulur. 
Kötü komsu insanı (adamı) hacet (mal) sahibi eder. Kötü komsu, kendisinden emanet olarak istenen şeyi vermez. Emanet isteyen de gidip o şeyden satın alır. Böylece bu komsu, o kişiyi esya sahibi etmis olur. 
Kötü söyleme esine, ağı katar asına. İliskide bulunduğun kimseleri sözlerinle incitme, kötüleme ki onlar da sana daha büyük kötülük yapmasınlar. 
Kötü söz insanı dininden çıkarır (tatlı söz yılanı ininden çıkarır.)  Bkz. Acı söz insanı... 
Kötülük her kişinin karı, iyilik er kişinin karı.  Bkz. İyiliğe iyilik her kişinin karı...
Kötürümden aksak, hiç yoktan torlak yeğdir. Bir seykusurlu da elde bulunması, hiç bulunmamasından daha iyidir.
Köyden köye it ürümez.  Seni ilgilendirmeyen ise uzaktan söz atarak karışma a köpek!
Köylü birbirine düsmezse Osmanlı mıkla (kıymalı yumurta) yiyemez. Eski dönemden kalma bir söz: Halkın birbirine düsmesi güvenlik görevlisinin isine gelir. Çünkü her grup güvenlik görevlisini yanına çekmek için ona çıkar sağlar. 
Köylü, misafir kabul etmeyiz demez, konacak konak yoktur der.  Kişi bir isi yapmak istemezse doğrudan doğruya yapmam demez de, birtakım gerekçeler ileri sürerek, bunu gerçeklestirmenin olanağı bulunmadığını söyler. 
Köylünün kahve cezvesi karaca amma sürece.  Köylünün kahve cezvesi gösterissizdir. Ama eksik olmayan konukları ağırlamak için sürekli olarak kaynar. 
Kuduz ölür ama daladığı da ölür.  Azgın kişi, kötülüklerinin cezasını görür ama yaptığı kötülüklerin acısı sürer. 
Kul azmayınca Hak yazmaz.  Kişi, azgınlığı yüzünden kötü durumlara düser. 
Kul bunalmayınca Hızır yetismez.  Bkz. Kul sıkılmayınca... 
Kul hatasız olmaz.  Bkz. Kul kusursuz olmaz. 
Kul kullanan, bir gözünü kör, bir kulağını sağır etmeli.  İsçi çalıştıran kimse, isçinin yaptığı her yanlısı görmemeli, söylediği her uygunsuz sözü isitmemeli ki onu darıltmasın, is aksamasın. 
Kul kusursuz (hatasız) olmaz.  İnsan yanılmamak için ne denli dikkat ederse etsin yine yanılır. Hiç yanlış iş yapmamış kişi yoktur. Krs. İnsan beser, kuldur sasar, Hatasız kul olmaz. 
Kul sıkılmayınca (bunalmayınca) Hızır yetismez.  İnsan, bası dara düsmedikçe bütün gücüyle çalışıp sıkıntısına çare bulmaz. 
Kul teftiste, gözelim Mevla ne iste.  İnsanlar hep bir iş pesinde koşarlar. Ama nasıl sonuç alacaklarını Tanrı bilir. 
Kulaktan burun yakın, kardesten karın yakın.  Bkz. Kardesten karın yakın. 
Kuma (ortak) gemisi yürümüs, elti gemisi yürümemis.  Bkz. Ortak gemisi yürümüs... 
Kurban etiyle (kemiğiyle) köpek tavlanmaz.  Bir rastlantının getirdiği geçici iyi durum, beklenen gerçek iyiliği sağlamaz. 
Kurcalama sivilceyi (sivilceyi kurcalama) çıban edersin. (Sivilce kurcalanınca çıban olur.)  Küçük bir sorunu çok kurcalar, çok deserseniz basınıza büyük dert açarsınız.
Kurda konuk (komsu) giden, köpeğini yanında götürür. Bkz. Kurtla görüsürsen...
Kurda neden boynun (ensen) kalın? demisler, isimi kendim görürüm de ondan demis.(İsimi kimseye inanmadığımdan demis.)  İsini başkasına inanmayarak kendisi gören, üzülmez; rahat eder. Krs. Sana vereyim bir öğüt: Ununu elinle öğüt. 
Kurdun adı yaman çıkmıs, tilki vardır (tilkicik var) bas keser.  Öyle sinsi ve kurnaz kimseler vardır ki adı zalime, haine ve kötüye çıkmış kimselerden daha tehlikelidirler. 
Kurnaz (yavuz) hırsız ev sahibini bastırır.  Kurnaz suçlu, ağız kalabalığıyla, zarar verdiği kişinin haklı savını dinlenmez eder. 
Kurt dumanlı havayı sever.  Kendi yararına bir iş yapmak için fırsat kollayan kişi, kimsenin bu ise engel olamayacağı, karışık zamanı sever. 
Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.  Güçlü iken herkesin kendisinden çekindiği kişi, gücünü yitirdikten sonra, güçsüz ve asağılık kimselerin oyuncağı olur. 
Kurt komsusunu yemez.  Bir kişi ne denli azgın ve kötü düşünceli olursa olsun yakınlarına dokunmaz. 
Kurt köyünü (tüyünü) değistirir, huyunu değistirmez.  Hain kimse, yer yurt, kılık kıyafet değistirse de kötü huylarını değistirmez. 
Kurtla görüsürsen köpeğini yanından ayırma. (Kurda konuk giden köpeğini yanında götürür.)  Saldırgan birisiyle karsılasacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemi almalıdır.
Kurtla koyun, kılıçla oyun olmaz. Saldırgan ile güçsüzün, zarar veren ile zarar görenin yan yana bulunduğu yerde tehlike vardır. 
Kurtla ortak olan tilkinin hissesi, ya tırnaktır, ya bağırsak.  Güçlü ile hileci ortak olsa güçlünün dediği olur. Hileci, ortağının kendisine vereceği, ise yaramaz paya razı olmak zorundadır. Yoksa parçalanmak tehlikesi vardır. 
Kurtlu baklanın kör alıcısı olur.  Bkz. Bitli baklanın... 
Kuru bok göte yapısmaz.  Bir kişiye, yapmadığı kesin olarak bilinen bir suçu yüklemeye çalışmak bosuna bir çabadır. 
Kuru gayret, çarık eskitir.  Bir isi basarmak için rasgele çabalamak yetmez. Amaca doğru planla yürümek ve isin çıkar yollarını bulmak gerekir. Böyle yapılmazsa bütün çabalar bosa gider; zarardan başka bir sonuca varılmaz. 
Kuru laf (bos lakırdı) karın doyurmaz.  Bos sözlerle olumlu iş yapılamaz. 
Kurunun (arasında) yanında yas da yanar. (Yasın yanında kuru da yanar).  Beğenilmeyen tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler içinde suçsuzlar da suçlular gibi hırpalanırlar. Krs. Az ates çok odunu yakar. 
Kus darıdan kaçar mı? (Kaçmaz). Hiç kimse çıkarını tepmez. Kazançlı görünen bir ise yanasmaması, o iste sakınca görmesindendir. 
Kus kanadına kira istemez.  Kişi, kendi isi için zaten harcayacağı çabadan dolayı başkasından karsılık beklemez. 
Kus var eti yenir, kus var et yedirilir. (Her kusun eti yenmez).  Öyle kişiler vardır ki acımadan en ağır iste kullanırız. Öyle kişiler de vardır ki, iş gördürmek söyle dursun, biz ona hizmet ederiz. 
Kusa kafes lazım, boruya nefes.  Bir şeyden yararlanmak için kullanılacak araç, onun niteliğine uygun olmalıdır. 
Kusa süt nasip olsa anasından olurdu.  1) Yaradılısı bir şeyden yararlanmasına elverisli olmayan kişi, ne denli çabalasa o şeyden yararlanamaz. 2) Kişi en yakınından sağlayamadığı yararı başkasından hiç sağlayamaz. 
Kuskulu uyku evin bekçisidir.  Ufak bir tıkırtıdan uyanacak kadar hafif uyuyan ve tetikte olan kimse, evin bekçiliğini iyi yapıyor demektir. 
Kustan korkan darı ekmez.  Bkz. Serçeden korkan... 
Kusu kusla avlarlar.  Elde edilmek istenen kimse, daha önce elde edilmis kimse aracılığıyla tuzağa düsürülür. 
Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.  Kusursuz kişi bulunmaz. Bundan dolayıdır ki dost olmak için kusursuz birini arayan kimse, aradığını bulamaz, dostsuz kalır. Krs. Ayıpsız yar isteyen... 
Kusursuz güzel olmaz. (Her güzelin bir kusuru vardır.)  Her iyi şeyin hosa gitmeyen bir yönü, her güzelin kusurlu bir yanı vardır. Kusuru bulunmayan iyi, güzel bir sey yoktur. 
Kutlu gün doğusundan (bellidir) (kutlu yaz yağısından).  Mutlu sonuç verecek isler, daha baslangıçta ve aldığı yönden belli olur. 
Kutsuz kusun yuvası doğan yanında olur.  Talihsiz kişi, her an kendisine saldıracak güçlü kimselerle yan yana bulunur. 
Kuzguna yavrusu anka (sahin, güzel) görünür.  Bkz. Karga yavrusuna bakmıs... 
Kuzusuna kıymayan kebap yiyemez.  İnsanlar büyük bir gereksemelerini karsılamak için sevdikleri kimi şeyleri feda etmek zorundadırlar. Krs. Yağına kıymayan çöreğini yavan yer. 
Küheylan at, çul içinde de bellidir.  Cevherli insan, kılık kıyafeti düzgün olmasa da değerini yitirmez.
Küheylan bok saçmaz mı? 1) Saygın birbabanın çocuğu ahlaksız olabilir.2) Sağduyusuyla tanınmıs kimse de yanlıs isler yapabilir.
Külhancının beyliği hamamcılık demisler.  Bayağı bir isle uğrasan kimse, yükselse bile ancak bu isin bası olur. 
Küpe küp deyince küp adama düp der.  Değersizliğini, bosluğunu yüzüne karsı söylediğiniz kişi, size, sözünüzün yankısı gibi kötü bir karsılık verir. 
Kürdün yağı çok olunca, hem yer, hem yüzüne sürer.  Malı çok olan akılsız kişi, bunu gerekli olan iş için kullandıktan sonra kalanını tutmasını bilmez. Çarçur eder. Krs. Abdalın yağı çok olursa..., Kasap yağı bol bulunca... 
Kürk ile börk ile adam olunmaz.  Kılık kıyafet, değeri olmayan kişiye değer kazandırmaz. Krs. Kalıp kıyafetle adam, adam olmaz, Eseğe altın semer vursalar yine eşektir. 
Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.  Başkalarının gereksemelerine çare bulan kişi, bunlara benzeyen kendi gereksemelerini savsaklar. Krs. Terzi kendi söküğünü dikemez. 
Kürkü orak vaktinde, orağı kürk vaktinde.  Bkz. Aba vakti yaba, yaba vakti aba.